Gündem

Akşener, Bursa’daki üye katılım töreninde konuştu

Akşener’in konuşması şöyle:

Aranızda olmaktan duyduğum heyecanı, gururu, onuru sizlerle paylaşmak isterim. İl Başkanımızın, ilçe başkanlarımızın, yöneticilerimizin ve Milletvekili arkadaşlarımızın hem Genel Başkan Yardımcımız Erozan’ın hem Grup Başkanımız Tatlıoğlu’nun, GİK Üyemiz Hasan Toktaş’ın şahsında bütün arkadaşlarımıza çok kalbi teşekkürlerimi sunuyorum. Bu toplantıyı üst üste gelen problemlere rağmen tekrarladınız ve milletvekili arkadaşlarımızla, genel başkan yardımcısı arkadaşlarımızla, kadın kollarımızla, gençlik kollarımızla bizleri biraraya getirdiniz. En önemlisi partimizi seçmiş, tavır koymuş, ben iyi partinin üyesi olacağım ismim orada görünsün diyen yeni cesur hakkın ve haklının yanında olan yeni cesur ve iyi kardeşlerimi bu çatının altında buluşturdunuz Allah her birinizden tek tek razı olsun.

TEŞKİLATLARIMIZI SIRTLANIP GÖTÜREN ARKADAŞLARIMIZ BENİM SON NEFESİMDE BİLE HELALLİK İSTEYECEĞİM İNSANLARDIR

Hatırla diye bir vide o hazırlamış İl Yöneticimiz, gerçekten çok duygulandım. İnsan unutmakla malül ama hatırla herşeyi hatırla kötülüğü unut iyiliği hatırla ama kışın ayazını sana nasıl yedirdiklerini hiç unutma, hep hatırla. Bu salonlara giremezdik, bu salonlarda konuşma yapamazdık, bu salonların avizeleri yanmazdı, elektrikleri kesilirdi ve bulunduğumuz ortamlara baskınlar düzenlenirdi. Sonra o yolculuk devam etti İYİ ve cesur insanlar biraray ageldiler, cep delik cepken delik, para yok pul yok herkes rızkını biraraya getirdi, çocuğuna ailesine bırakacağı mutfak harçlığından kesti ve 81 ilde ve Türkiye’nin tüm ilçelerinde örgütlendik, teşkilatlandık. Biz 24 Haziran seçimi yapılıp grup kurduktan sonra devletin bize verdiği resmi parayı alıncaya kadar 81 ilin 81’ine de bir lira para yardımı yapamadık. Onun için teşkilatlarımızı sırtlanıp götüren bu arkadaşlarımız benim son nefesimde bile helallik isteyeceğim insanlardır.

Bu çok zorlu ama çok zevkli ama çok da acı verici bir yolculuktu. Burada tek tek saysam her birimizin bir başka hikayesi var. Biz siyaset tarihinde, Türkiye’ye dair söylemiyorum dünyada bir ilki başarmış imece usulü altı ayda bir siyasi partiyi kurmuş ve seçime girecek hale getirmiş tek siyasi hareketiz, tek bu yolculuğu başarmış insanlar topluluğuyuz. Onun için ben her birinize iyi ve casur insanlar ve bu harekete de cesurlar hareketi diyorum. İnanarak diyorum son nefesime kadar da sizler için bunu söylemeye devam edeceğim.

Biz bunları unutmamalıyız. Mitinglere giderdik polis şerit çekerdi içeridekilerden daha fazla dışarıda insan olur isiz izler bizi izler ama oradan içeri girildiğinde videoya alındığı için, o videolar yarın aleyhe kullanılacak korkusu verildiği çini çocuğu bir yerde çalışan gönlü bizimle olan insanlar o kurdellanın gerisinden bizi seyrederdi. Oradan buraya bu salona içini şereflendiren 3500’e yakın insanla biraraya gelinmiş bir siyasi partiyiz. Bunu her birimiz tek tek alın teriyle, emekle ve kimseye dayanmadan başardık. Bu başarımızın tadını çıkarmak, övünmek hakkımızdır. O kadar teyakkuz halinde olmaya alıştık ki, biz bu başarının tadını da çıkaramadık, bu başarıdan dolayı kahkaha bile atamadık çünkü teyakkuz halinde olmaya alıştık. Bu alışkanlık karşımıza dün çıkmış, bugün çıkan, yarın çıkacak her türlü engelin kimisini bir tekmede devirip, kimisinin üstünden atlayıp yine var olmaya, yine büyümeye, yine bu ülkenin çarpık düzenini dimdik aynı günkü gibi aynı heyecanla yol yürümeye devam ettiriyor. O teyakkuz hali bize bunu sağlıyor.

Biz partimizi bu ülkede yanlış giden pek çok millet aleyhine olun durumları değiştirmek için kurduk. Onun için çok bedel ödedik. Seçmenimiz de son derece şuurlu son derece teyakkuz halinde. Partimizi kuran irade ile o partiyi Mecliste grup kurudan ve var kılan seçmen iradesi aynı sayfada, aynı teyakkuz halinde. Onun için ne yapılarsa yapılsın şu anda bütün araştırmalarda yüzde 97 ile en partisine sahip çıkan seçmen konumunda. Ne yapılırsa yapılsın seçmenimiz bize karşı partimize karşı soru işareti edinmiyor. Biz ne dedik milliyetçiyiz dedik, demokratız dedik, kalkınmacıyız dedik ve bugünün bu çarpık düzeninin demokrasiyi getirerek, hukukun üstünlüğünü getirerek, akraba kayırmacılığını ortadan kaldırıp liyakatli insanları bu ülkenin yönetimine getirip, kuvvetler ayrılığını getirip, çocuklarımızın, gençlerimizin ülkemize dair umudunu yeniden yeşertip o umudun kalıcı hale getirilmesini sağlayacak bir siyasi hareketiz. Buradan bir milim geri adım atmamız mümkün değildir. Sandalyelerimiz uğruna bu çarpık düzenin sahiplerinin karşısında ne kafa eğeriz, ne fikrimiz değişir ne de ayağımız titrer. Burada bir tereddüt bizim seçmenimiz hissederse çıkarır ayakkabısını eve kadar beni kovalar. Kuruluş amaçlarından saparsa ve milliyetçilik, demokratlık ve kalkınmacılık ilkelerinden saparsa, korkuları sebebi ile eli ayağı titrerse o zaman seçmenimiz bizi evimize kadar elinde sopayla kovalar.

Biz kısa sürede çok yol yürümüş gibi görünen arkasında 5 yıllık bir eziyetin varolduğu dövüle dövüle saçımız başımız yoluna yoluna her türlü hakareti, her türlü iftiraya, tehdite rağmen yol yürüyen bir aileyiz. Bu ailenin her bir ferdi o başına iş gelen kardeşimizin mutlaka yanında oluyor. Bir kişiyi bu aile bugüne kadar kendi başına ortada bırakmadı. Bundan sonra işimiz çok daha kolay. Yapılan bütün anketlerde 14-15 bandına oturduğumuz önümüzün de açık olduğuna dair kanaat var. Bunu sağlayan sözümüzün, özümüzün doğru olmasıdır. Kendimden bahsetmiyorum her birinizden ayrı ayrı sizlerden bahsediyorum.

Biz 20 Ocak 2020 tarihinden itibaren yola düştük. 7-8 Şubat’ta da Bursa’daydık 7 ilçemizi gezdik ve esnafımızla buluştuk o günden bugüne bu geziye devam ediyoruz. Pandemi yoktu, kovit yoktu nelerden bahsediyordu esnaf? Dükkanlar kira, kira stopajından bahsediyordu. Kaça düşürüldü stopaj, 10 puan stopaj düştü bakın o gezilerimizin sonucunda yıkılmaz armada denilen iktidar partisinin ve ortaklarının dayanamayıp seçmeni görmek zorunda kalmasıdır bunun adı. Sonra dediler ki, alım gücü düştü girdi maliyetleri çok yükseldi. Bu alım gücünün düşmesi, maliyetlerin yükselmesiyle bizim dükkanı çevirmemiz zorlaştı, dolayısıyla bu işçilerin maaşlarına yönelik değil ama sigortalarına yönelik sıkıntıları var, bunun bir kısmını devlet üstlensin dediler. Çiftçilerle karşılaştık, köylünün hiçbir değerinin kalmadığı, tarlaların ekilmediği, mahsülün para etmediği, mahsülün yetişmesiyle ortaya çıkan bir rakam var sattığınızda kafa kafaya gelmeyen bir rakam var. Bunun da düzeltilmesi gerektiğini, çiftçiye mazotunda, gübresinde yardım edilmesi gerektiğini, Amerika’nın Amerikan çiftçisine yaptığı neyse, Rusya’nın Rus çiftçisine yaptığı neyse biz ona talibiz o kadarı bize yeter diyen Çiftçi kardeşlerimizle karşılaştık, bunları da hep ilettik.

 

BİR BAKANIN AYRILMASIYLA DOLAR BİR LİRA DÜŞTÜ YA TOPTAN GİTSELER NE OLUR

Sonra pandemi geldi. Et alma konusunu düzenli soruyorum. Kayseri’de bir kasap dükkanında dedim ki,  bir kiloyu aynı müşteri şimdi ne kadar alıyor. Dedi ki, ne bir kilosu kurban kesenlerin şu anda altı ay onu yiyecek. Develi gibi zengin bildiğimiz bir ilçede. Giresun’da kahve işletmecisi genç bir kardeşimiz açım diyerek sinir krizi geçirdi. Artık gittiğim her yerde, her ilçede bir veya iki kişi derdini anlatırken öyle bir hale geliyor ki, kendini kaybediyor. Böyle bir Türkiye ile karşı karşıyayız. Biz bunların her birini kamuoyuna maleden ve ağaların dikkatini çekmeye gayret eden bir muhalefet anlayışı içerisinde çalışıyoruz. Ne mi oldu? İşte damat gitti bunu sağlayan İYİ Parti’dir. Ben gidenin arkasından konuşmam ama bunu söylemeden edemeyeceğim. Bir bakanın ayrılmasıyla, bir liraya yakın dolar bir kişinin eyvallahıyla gitti ya toptan gitseler ne olur?

Biz milletimizin refahını zenginliğini sağlamak istiyoruz. Biz seçmeni velinimet yapmaya çalışıyoruz. Başarıyor muyuz, evet başarıyoruz. Allah’ın izniyle bu çalışmalar devam edecek. Bütün bunların toplamı Türkiye’deki o kutuplaşma siyasetini ortadan kaldırıyor. Bizim derdimiz millet. Üç yılımız doldu, üç yılda gelinen noktaya bakın, bir hareketle dolar bir lira düştü. İş sahipleri beni arıyor, çok teşekkür ederiz Allah razı olsun. Dolar borcu olan sanayiciler bir lirada çok yüksek bir kar elde etmişler. Bütün bunları biraraya koyduğumuz zaman bizim yaptığımız bu siyaset biçiminin milletimiz tarafından anlaşıldığını onun için de millet bizi çağırıyor temasının bir gerçeğe tekabül ettiğini söylemek istiyorum.

Bugün ailemize yeni katılan İYİ ve cesur kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Bize güç verdiler, kuvvet verdiler ailemize şeref getirdiler. Kirazlıyayla’daki kız kardeşlerimin, ablalarımın ortaya koydukları bu direnişi ve onların tabiata doğaya çevreye duydukları bu hassasiyeti çok sıkı takip etiğimizi ve yanlarında olduğumuzu bir de buradan tekrarlamak isterim. 74 yaşındaki Pakize ablaya, 7 yaşındaki Kevser’e buradan en kalbi sevgilerimi iletiyorum. Buradan Sayın Erdoğan’a sesleniyorum, İYİ Parti olarak madenciliğe karşı değiliz ama yine 5 müteahhidinizin karşılığı dünyanın çeşitli yerlerinde ahbaplarınıza bu ülkenin tabiatını Kirazlıyayla’nın peşmek çekilmesine izin vermeyeceğiz bunun peşinde olacağız. Genç bir kızımız diyor ki, Sayın Erdoğan sana sesleniyor, diyor ki; ne istiyorsan yaptık, oy ver dedin oy verdik, güç ver dedin güç verdik şimdi de duy bizi diyor. Kızım o duymazsa söz ben duyduracağım, o görmezse söz ben gördüreceğim ama sonuna kadar sizin sesiniz sizin nefesiniz olmaya devam edeceğiz.

Adalet hem de amasız ancaksız adalete Kirazlıyayla’nın kadınlarının da çevresinin ihtiyacı var, Depremde İzmir’de evi yıkılıp şu anda bilek güreşi yapmanın getirdiği pek çok aptallıkla boğuşan depremzedelerin de ihtiyacı var ve ekin ekemeyen çiftçimizin de ihtiyacı var atılan her türlü iftiranın karşılıksız kaldığı hukuk düzeninde her bir vatandaşın her bir bireyin amasız ancaksız adalete ihtiyacı var. Onlar yapmıyorsa söz biz yapacağız. Hem de nasıl yapacağız biliyor musunuz, bugün sizlere bizlere acı yaşatanlara adaleti gerçekten en objektif, hukukun üstünlüğüne uygun ve adalet kavramını karşılayacak o tanıma uygun bir şekilde o adaleti onlara da biz uygulayacağız. Burada olmaktan büyük bir memnuniyet duydum. İyi ki varsınız Allah sizlerden razı olsun.

Hibya Haber Ajansı

Etiketler

Berkan Yıldırım

1992 doğumlu. Eskişehir Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü 3. sınıf öğrencisi. 2 yıldır çeşitli dergilerde editörlük görevi yapmaktadır. En büyük hayali ulusal bir gazetede editörlük görevine devam etmek.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı